Bir çocuk sahibi olduktan sonra hayatınızda çok önemli değişiklikler olduğu aşikar. Çocuğunuzu koruma iç güdüsü bu değişen yaşamın en büyük sebebi. Arttırmanız gereken hayat standartından tutun da, bütün yaşam alışkanlıklarınıza kadar herşey değişebiliyor. Binlerce madde sayabiliriz elbette ama konumuz şuan sadece yazın gelmesi. Kış aylarında çocuğunuzla birlikte gidebileceğiniz yerler çok kısıtlı. Zaten bizim kafe, bar, restaurant gibi süreklilik arz eden bir alışkanlığımız yok. En güzel yemeğin evde piştiğine inanıyoruz ve dışarıda sadece arkadaşlarımızla sohbet edebilmek için bir bahane olarak kullanıyoruz. Zaten çoğunlukla da eve davet ediyoruz… Dışarı çıkmak bizim için sadece gezmek ve alışveriş demek. Sadece ihtiyacımız olan şeyleri almak için alışveriş yaparız ve yoğun geçen haftanın stresini atmak için de pazar günleri gezeriz. Gezmekte ki en büyük amaç ise fotoğraf çekebilmek. Çocuğunuz olduktan sonra kış aylarında gezme işi yatıyor. Alışveriş ihtiyacımız da o hafta yokse, pazar günlerini evde geçirmek zorunda kalıyoruz. Ya da en azından değişiklik olsun diye gidebileceğimiz tek yer alışveriş merkezleri. Çünkü başka bir yere gittiğiniz zaman maksimum 1 saat süre geçirebileceğiniz lokal yerler oluyor. Bence buna hiç değmez, çünkü çocuğunuz olduktan sonra dışarı çıkabilmek de bir zahmet haline dönüşüyor. Uyku düzenini bozmamak, karnını doyurmak, altını değiştirmek…vs derken zaten hazırlanma süresi epey uzun olabiliyor. Bir alışveriş merkezinde ise herşey bir arada olduğu için 1 saatten fazla süre geçirebiliyoruz. Kitapçı, teknoloji dükkanları, giyim, gıda derken ve gittiğiniz alışveriş merkezi de büyükse dolaşarak tek bir yerde zaman geçirebiliyoruz. Tabi üst üste bunu yapınca da çok sıkıcı olabiliyor. Sonuç olarak, kış aylarında gidecek yer sıkıntısı çoğu pazar gününü evde geçirmemizi gerektiriyor. Aslında o da ayrı bir keyif…

Şimdi yaz kendini belli etmeye başladı, yine de araya yağmurlu günler girse de gidilebilecek yer alternatifleri çoğalıyor. Yazın, üşütme ve hasta olma gibi korkularımız olmadığı için daha rahat gezebiliyoruz. Fotoğraf çekmek için de zaten doğal ışık kaynağı güneş size süper bir yardımcı oluyor. Hele denize girme mevzusu var ki sormayın gitsin. Hayatımda en keyif aldığım aktivite yüzmektir. Hele hava cidden sıcaksa deymeyin keyfime, sudan çıkmak istemiyor insan. Bıraksalar bütün gün sudan çıkmam.

Şimdi kızım, bizim yarım küreye yaz geliyor ve gezme amaçlı gittiğimiz o iğrenç alışveriş merkezlerinden kurtulmaya az kaldı. Evet aslında bu tür yerler daha çok hastalık barındırıyor ama yapacak birşey yok. Havalar ısındıkça daha çok yer gezeceksin, daha çok şeyle tanışacaksın, daha farklı bitkiler, daha farklı hayvanlar, daha farklı meyveler göreceksin. Ve en önemlisi artık ayaklarından sürekli çıkartmak istediğin o çorapları giymek zorunda kalmayacaksın.

Ben haziran doğumlu biri olarak direkt denizden başlamışım yaşamaya. Hastaneden çıktığımız gibi yazlığa gitmişiz, daha ilk yaz su ile haşır neşir olmuşum. Sen ise kasım doğumlu olduğun için ve soğuk bir kış olduğu için zaten doğru düzgün banyo keyfi bile sürmeden büyümen suya karşı biraz çekingen bir çocuk olmanı sağladı. İlk yaz ise denize girme denemelerimizin bazıları başarısızlıkla sonuçlanmışken, benim bir sinema filmi setince çalışmam sonucunda 1 ay boyunca eve hiç gelememem de sudan biraz daha uzaklaştırdı seni. Ama bu yaz o zincirleri kıracağız kızım. Zaten artık suyla aran fena değil, banyo yaparken keyfin artmaya başladı, biri bulaşık yıkarken senin de suya ellerini sokup birşeyleri yıkama isteğin artık suyla barıştığını gösteriyor. Bakalım bu yaz Allah kısmet ederse, inşallah, bol bol yüzeceğiz seninle.

Annenin ise hem İzmir hem de temmuz doğumlu olmasına rağmen yüzmeyi bilmeyen insanlar sınıfında olması çok can sıkıcı bir durum. Hala düşünüyorum İzmirli olacaksın ama yüzmeyi bilmeyeceksin?

Annene yüzmeyi öğretmeye çalışıyorum, sen annenin karnında iken gittiğimiz tatilde epey işi çözmüştü ama sonraki yaz benim yoğun çalışmam yüzünden seninle birlikte annen de sudan uzaklaştı. Bakalım bu sene ikinize birden yüzmeyi öğreteceğim, çok yorucu olacak… Bence yüzme çocukken öğrenilecek bir şey. Büyüyünce insanın ölme ve boğulma korkusu daha fazla arttığı için daha fazla hata yapabiliyor. Heyecan ve panik hali insanın boğulmasına sebep oluyor. Boş yere nefes harcamak, çırpınmak…vs Bunlar tehlikeli şeyler.

Neyse bakalım yaz geliyor, dört bir tarafı denizlerle çevrili olan cennet ülkemizde denize girme sezonu açılıyor. Bu sene kısmetse, Karadeniz, Marmara ve Ege sularını da tatmış olacaksın. Akdeniz ise ilerleyen yıllarda tatil amaçlı gidebileceğimiz bir deniz. Ama bu yaz Bartın’a büyük babaanneni ziyarete gidersek İnkumu’nda Karadeniz’i, İzmir’de Ege Denizi’ni, Bursa’da da Marmara Denizi’ni tanımış olacaksın. Ben bugüne kadar hayatımda sadece bir yaz dört denizde birden yüzme şansını yakaladım. Umarım senin hayatında da öyle güzel bir yaz olur. Akdeniz’in tuzlu suyundan sonra Karadeniz küvette yüzmek gibi oluyor.

Neyse coğrafya dersinden sonra bu blogun ilk fotoğrafını da yayımlayalım. Geçtiğimiz hafta balkona senin salıncağını kurduk, artık balkon mevsimi başladı, salıncağında püfür püfür sallandıkça çok mutlu oldun, olduk. Ve biz de bu anı ölümsüzleştirdik.

Bir Cevap Yazın