Evlat, naber? :D Çok şikayet etti, abilerin, ablaların, yazmıyorsunuz artık dediler. Doğru söylüyorlar, 2 aydan beri yazmamışım. Ama işte öyle ki son yazım hala içimi acıtıyor. Yeni yazı eklemek için siteye girdiğimde, 18 Haziran 2010 tarihi ile karşılaşınca, yine okuyorum, sonra kaçıyor herşey aklımdan, yazacaklarımı unutuyorum. Ama bugün annen de yeni yazı ekleyince ben de boş durmayayım dedim, yeni bir yazının vakti gelmişti. Bu arada neler oldu aklımda kalanlardan biraz bahsedeyim.

Seninle ilk tatilimizi gerçekleştirdik, 5 gün de olsa güzeldi. 45 derece sıcakta anneyle beraber yüzmen, serinlemen, dinlenmen seni çok mutlu etti biliyoruz.
Bu sürede senin tepiklerini daha iyi hissetmeye başladım tabii ki. Annen ilk günden beri bunu yaşasa da ben yeni yeni tam anlamıyla hissedebiliyorum, yaramaz seni, babaya tekme atılır mı?! :)

Son doktor ziyaretimizde (doktorumuz başka bir hastaneye geçmişti, aynı paraya daha iyi olanaklarımız oldu.) seni siyah-beyaz eski bir makina da değil de, biraz daha renkli daha teknolojik bir makinada gördük. Tabii bu süre içerisinde elin yüzün daha olgunlaşmıştı (maşşallah) ve bir de ne göreyim, aynı ben!
Her zaman çılgınlar gibi annenin karnında apaçi dansı yaparsın, o an uyuyordun, çekeceğim kulaklarını! :D Bir türlü yüzünü tam karşıdan göremedik ama yan profilden aynı ben. Tabii o sırada beni çeken başka bir kameranın bu ilüzyonu yarattığını düşündüm, ben ekrana baktığım sürece yan profil gözükecektim, başımı çevirdim ama görüntü değişmedi, o zaman anladım, evet o sendin ;) Allah nazarlardan korusun, babasının kızı, hoşgeliyorsun…

Bir Cevap Yazın