Kızım, canım… Bu hafta çok zordu. Karmakarışık oldum, sevincim, hüznüm hepsi birbirine karıştı. Pazartesi günü (14 Haziran 2010) dedemi kaybettik. O ki, dağ gibi adam, o ki benim babam, arkadaşım, dedem, o benim canım… Ne mutlu ki ona, uykusunda son nefesini verdi. Ağrı yok, acı yok. Bizler geride kalanlar ise, o dağ gibi adamın, o dünyaları cebine sığdıran adamın arkasından baka kaldık. Bir kişiyle bile en ufak derecede kötü anısı olmayan o mükemmel insan, yerinde duramayan, herkesin abisi, babası, dedesi ama (evet kıskanıyorum) en çok benim dedem olan canım dedem nurlar içinde yat. Seni çok özleyeceğim…

Pazartesi günü o evde, yatarken sen, ben elini tutarken… Salı günü orada yatarken sen, üzerine toprak atarken ben…

Daha olayın sıcaklığında, hiç gitmez, beni bırakmaz dediğim, ayrılığın ilk günlerinde, henüz kendimi yalnız bir yolda ağlayarak yürümeye vakit ayıramamışken. Evet sevgili kızım senin yaramazlıklarını kontrol etmek için yine doktora gittik. Ve doktor boyunu posunu söyledikten sonra “-evet üstelik bu çok sağılıklı bir kız” dedi… Maşşallah…

Ardından ofise geldim, 2 günden beri çalışamıyordum, ofise hebele hübele diye sevinçle girecekken… Daha çalışma arkadaşlarım “-başınız sağolsun” diyecekti. Normal bir giriş yaptım, başım sağoldu. Benim kızım olacak diye gülemedim. Eve gittim, gece Şehnaz sordu, “-Mutlu değil misin?” Anlatamam ki içimdekileri… Ona sarıldığım o son an, üzüldüğüm, içimde kalan tek bir şey kaldı. Keşke dedim, keşke çocuğumu alsaydın kucağına… Sonra kız olduğunu öğrendim, ne kadar da çok severdi o kız bebekleri… Bir kızım olduğunu öğrenemedi, onu kucağına alamadı…

Bunlar içimi acıtırken, sevinmek çok zor geliyor dedim. Ama biliyordum ki sen bizi dinliyordun, daha fazla üzülmeni istemedim. Sevdim, sabaha kadar konuştum seninle. Kızım dedim… Keşke dedim, keşke dedemi tanısaydın. Onun kadar iyi bir insan bir daha tanıyamayacağın için üzgünüm dedim. Uyuduk seninle. Artık cinsiyetin belli ya suratın az çok çizilmeye başladı beynimde. Bir kız babası olmak…

Bugün mü? Bugün ise benim doğum günüm. Ben bugün doğdum. Bu doğum günüm dedem yok yanımda, bu pazar da babalar günü… İşte bir ölüm, bir doğum, hayat böyle sürüyor. Seneye benim doğum günümde yanımda sen, babalar gününde yanında ben olacağım. Dedem ise bizi izleyecek uzaklardan, senin saçlarına üfleyecek, rüzgar çıktı sanacaksın. Seni ısıtacak, hava soğumadı sanacaksın. Yüreğin pır pır edecek, seni öpecek, sen bilmeyeceksin. Son olarak, dedem, canım, ben seni çok seviyorum. Biz ayrılmadık aslında. Kızım, canımdan bir parçam seni de çok seviyorum, seveceğim, hadi gel artık. Bu blog’ta evlat olarak nutuk çektim sana, artık biliyor olmak, kızım yazmak çok hoş. Allah seni nazarlardan korusun.

Bir Cevap Yazın